Pazar, 20 Mart 2016 15:46

Tabula Peutingeriana - Roma döneminde bir Google Maps ve Navigator olsaydı ?

Roma döneminin Google Maps ve Navigator uygulaması

Hikayemiz, günümüzden yaklaşık 2100 yıl önce İstirya (Istria) yarımadasında başlıyor. Bugünkü Hırvatistan, Slovenya ve İtalya tarafından paylaşılan bu topraklar, o günlerde Roma İmparatorluğunun verimli ormanlık alanlarıydı. Uçsuz bucaksız ormanlar arasında küçük bir kasabada, MÖ 63 yılında doğan Marcus Vipsanius Agrippa’nın, ileride, bu dev imparatorluğun en önemli devlet adamlarından biri olacağını muhtemelen kasabada kimse öngörmemişti.

marcus vipsanius agrippa web 400px louvreMarcus Vipsanius Agrippa'nın Louvre müzesindeki büstüMarcus Vipsanius Agrippa'nın Louvre müzesindeki büstü

O dönemde, alt sınıflarda yaşayan birçok genç gibi hemen orduya yazılan Marcus Agrippa, pratik zekası ve doğal matematik ve mühendislik yeteneği sayesinde, daha 17 yaşında, hızla rütbe kazanıp İmparator Caesar /Jül Sezar ile tanışır; onun askerlerinden birisi olur. Sezar birlikte ( henüz imparator olmamışken ) onun, muhafazakar Roma Cumhuriyeti ordularına karşı yaptığı iç savaşın son ve muzaffer çarpışmasına Munda Savaşı’na katılır. Bir diktatör olarak Roma’ya giren Sezar’ın yanında yeteneği ile hemen göze çarpar. Bir başka parlak genç olan soylu Gaius Octavius ile birlikte MÖ 45 yılında ise Apollonia da eğitime gönderilir. Sezar, arkadaşı Octavius’u (GAIVS IVLIVS OCTAVIANVS adı ile) evlatlık olarak atamış ve yerine aday imparator olarak göstermiştir. Çok geçmeden, 44 yılı Mart ayında, Jül Sezar suikaste kurban gidince Makedonya lejyoner ordusu ile birlikte Roma’ya dönerler.

Genç ve tecrübesiz Octavius politik kavgalar, iç çatışmalar ve savaşlar arasında güvendiği “asker arkadaşı” Marcus Agrippa’ya önemli görevler verir: bir dizi iç savaş, çatışma ve isyanda başarılar gösteren Marcus Vipsanius, general rütbesiyle, MÖ 31 yılında Aktium Savaşında - derin iç savaşın son ve en önemli muharebesinde - Octavianus ile birlikte , Marcus Antonius ve Kleopatra’ya karşı büyük bir zafer kazanırlar. Bu savaşın sonunda Octavianus, Augustus onursal adını alarak mutlak Roma İmparatoru olarak taç giyer. Taç giyme töreninde ona eşlik edenler arasında yer alan Marcus V. Agrippa, harap durumdaki başkentin baştan sona yenilenmesi, tapınaklar, hamamlar, çeşmeler yapılıp mermerlerle kaplanması görevini üstlenir. Savaşlardaki başarıları politik alana da yansır, Genel Vali ve İmp. Augustus’un yakın arkadaşı ve sağ kolu olarak görev yaptıktan sonra Konsül olarak Roma’ya döner. Ordunun modernizasyonunda, başkentin yeniden inşaasına, su ve kanalizasyon sisteminin baştan sona yenilenmesine kadar birçok iş yapar.

Günümüzde Roma’yı ziyaret edenlerin hayranlıkla izlediği muhteşem tapınak : Panteheon da Agrippa tarafından Actium zaferi anısına yaptırılmıştır.
İşte bu asker, mühendis, mimar ve devlet adamı, yetenekli Agrippa’dan günümüze kalan en önemli eser bu saydıklarımızın dışında çok ilginç ama pek bilinmeyen bir akademik çalışmadır. Muhtemelen üçüncü kez konsül seçildiği ve gücünün doruğunda olduğu dönemde Agrippa, kalabalık bir mühendis ve haritacı grubunu uzun bir süre çalıştırararak muhteşem bir dünya haritası hazırlatır. O dönemde (MÖ  1. yy) bilinen tüm dünyanın oldukça detaylı bir haritasıdır… ve sadece dağları, denizleri, nehirleri, ormanları değil 555 adet Roma kentini ve 3 kıtada 3500 den fazla coğrafi yerin adını ve konumunu işaret eden ve tüm bu kentler arasındaki muazzam roma yol şebekesini de gösteren bir haritadır bu. Üstelik,  Itinerarium Cursus Publicus denilen bu harita, tüm bu Roma kentleri arasındaki yolları rota olarak belirtmekle kalmaz tek tek aralarındaki mesafeleri ve seyahat sürelerini de gösterir.

Agrippa’nın ölümünden sonra, bu haritanın mermer üzerine çizilip, başkentte kendi adına yapılmış olan Porticus Vipsania’da ( Portiko – kemerli anıtsal yapı ) sergilendiğini biliyoruz. Ancak kötü haber şu ki : haritanın bu arketipi maalesef günümüze ulaşmamış…

Harita’nın makus talihi

Gerçek çizeri-yaratıcısı / ilk haritacıları bilinmeyen bu Roma haritası, büyük imparatorluğun çöküşü ile birlikte yok olur. Ancak, orjinali günümüze ulaşmayan bu haritanın 4. ve 5. Yüzyıllarda kopyalarının yapıldığını, İmparatorlarla birlikte, Doğu’ya taşınan yeni başkente (Konstantinopolis) geldiğini tarihi kayıtlardan biliyoruz. Ne yazık ki, bu kopyalardan sadece bir tanesi günümüze ulaşabiliyor; o da birkaç parçası eksik olarak hayatta kalabilmiş.

Yine kim olduğunu bilmediğimiz bu muhtemel Doğu Romalı / Bizanslı haritacı hemşerimizin, 4. Yüzyılın sonlarında , ilk  Yüzyıldan kalma bir orjinal haritayı görmüş ve kopyalamış olduğunu varsayıyoruz.  Bu kopya MS 328 den sonra yapılmış olmalı çünkü İstanbul’u en önemli 3 kentten birisi olarak göstermekte... Diğer yandan ilk orjinal haritanın birebir eksiksiz olarak çoğaltıldığını da görüyoruz çünkü 79 yılında Vezüv yanardağı tarafından yok edilen ve yeniden kurulmayan Pompei kentinin de haritanın yeni kopyasında yer almaya devam ettiğini görüyoruz. Ayrıca, aynı şekilde Alplerde yer alan ve Cottius krallığı olarak bilinen bağımısız ülke de bu haritada açıkça belirtilmiş. Biz biliyoruz ki, bu küçük krallık 63 yılında yok edilip Roma topraklarına katılmış; demek ki bizim haritacının gördüğü ilk kopya bu yıldan önceye ait olmalı…

Dilerseniz fazla kitabi ayrıntıları bir yana bırakıp bu muhteşem haritanın hikayesine devam edelim. Bu 4 yy kopyası da diğerleri gibi - maalesef - zamanla yok oluyor. (Burada kişisel bir yorumla suçu Venediklilere atmaya niyetliyim.) Bilindiği gibi 4. Haçlı seferi ile görkemli Konstantinopolis’i işgal edip yağmalayan ve buldukları herşeyi Avrupa’ya taşımış olan Venedik komutasındaki haçlılar muhtemelen bu haritayı da alıp götürmüşler; işte bu tezi destekleyen sağlam kanıt : Eski adı ile Cursus Publicus haritasının elimizde olan tek ve son kopyası 1265 yılında (dikkat : 4. Haçlı sefer ve Latin yağmasından birkaç yıl sonra) Fransa’nın Colmar bölgesinde bir büyük manastırda (yine Latin haçlı ilişkisi) bir rahip tarafından tekrar çiziliyor. İşte bugün elimize ulaşabilen en eski örnek bu isimsiz rahibin çizdiği kopya…

Harita çiziliyor dedik ama gözünüze evlerde/okullarda gördüğümüz haritalar gibi birşey gelmesin lütfen… Parşömen bir rulo üzerine resmediliyor bu harita; eni 34 santim – dosya kağıdından az büyük ...  ama uzunluğu etkileyici : tam olarak boyu 675 cm. yani nerdeyse 7 metre.

12 adet parşömen paftadan oluşuyor ki bunlardan 11 adedi günümüze ulaşabilmiş.

Haritanın gerçek boyutu – ölçek olarak anlaşılması için bir insan kafası silüeti ile birlikte…

tabula peutingeriana web 840px insan kafa

 

(Peutinger Haritasını büyük boyutlu olarak farklı bir pencerede açmak isterseniz tıklayın - dikkat resim 7.8 MB boyutunda, yüklenmesi zaman alabilir)

Harita bir illüstrasyon çizim aslında, fazlasıyla şematik; kıtalar ve denizler upuzun bir şekilde şematik bir ilişkiyle yan yana sıralanmış… Harita, coğrafyacılar için değil seyyahlar ve gezginler için yapılmış aslında; yani amaç, beşyüzelli küsür Roma kenti arasında seyahat edecek gezginlere net/hatasız ve kolay okunup -anlaşılan bir rota bilgisi ve yol haritası sunmak: günümüzün metro/tren yolu haritaları gibi…

Okuma yazma bilmeyen dönemin seyyahına hem güzergahı gösteren, noktalar arasındaki mesafeyi net olarak söyleyen (Roma mili olarak = 1480 metre) ve daha da önemlisi bu mesafeyi ne kadar sürede aşılabileceğini de belirten muhteşem bir harita : işte size  “Google Rome Maps”

Haritada coğrafi bilgiler farklı renklerle ayırt ediliyor. Yollar kırmızı çizgilerle, dağlar kahverengiyle, nehirler ve denizler ise haki yeşille gösterilmiş. Haritada yüzlerce kentin ve yerleşim yerinin adı belirtilmiş ve bulundukları yerler evlerle, kulelerle, duvarlarla çevrili avlularla gösterilmiş. Bu semboller o yerdeki nüfusa ve hizmetlere işaret ediyor olmalı... Termal suların olduğu yerler  özellikle vurgulanmış.  ( Romalıların sıcak su kaynaklarına /hamamlara çok özel bir ilgileri olduğunu biliyoruz zaten…)

 

tabula peutingeriana istanbul bati anadolu detay web 400Peutinger Haritasında İstanbul ve Batı Anadolu - detay Peutinger Haritasında İstanbul ve Batı Anadolu - detay

Tüm haritada 3 şehrin özel semboller ile öne çıktığı görülüyor. Doğal olarak başkent Roma, Konstantinopolis ( ikinci başkent  ve 5. Yüzyıl kopyalarında öne çıkartılmış olmalı ) ve Antiochia: Antakya… Her  3 kentte özel semboller ve ( bir imparatoriçe gibi ) tahtta oturmuş olarak gösterilen tanrıçalar ile belirtilmiş. Ayrıca Nicomedia (İzmit), Nicaea (İznik), Ancyra (Ankara) gibi önemli Doğu Roma  yerleşimleri de  özellikle vurgulanmış.

Harita kentler, kaleler ve konaklama yerleri arasındaki mesafeleri ve rotaları merdiven gibi kıvrılarak ilerleyen kırmızı şematik rotalar ile gösteriyor. Kabaca 200.000 km yi aşan roma yolları İngiltere’den Hindistan’a kadar, 3 kıtaya yayılmış olarak  detaylıca çizilmiş. Yol çizgileri üzerinde kırıklıklar / basamaklar, o güzergahtaki mola yerleri (su kaynağı – yemek ve konaklama imkanı olan bir sonraki nokta) arasındaki  günlük yürüyüş bazlı seyahat sürelerini gösteriyor. Mesafeler Roma rakkamları ile gösterilmiş ve ölçü olarak  Roma Mili kullanılmış.

Millia Passuum - Roma Mili
MP olarak kısaltılan 1000 Roma Adımı=1 mil (1,481 metre)  karşılığı olarak kullanılan antik mesafe ölçüsü. Roma imparatorluğunun tüm yollarında mesafe ölçüsü olarak kullanılır. En eski ölçü birimlerinden birisi olan Roma Mili ile ilgili güzel bir ek bilgi :
Antik çağlarda mesafe ölçümünde adım / ayak gibi basit ölçüler kullanılırdı. 2,5 ayak uzunluğu yarım adım ve 5 ayak (5 feet) uzunluğu ise tam adım "passus" olarak tanımlanıyordu. Bir ayak yaklaşık 29-30 cm olarak düşünülürse bir adım da 2,5 ayak karşılığı olarak 74-75 cm'e karşılık gelir. 2 tam adım atarak 148-150 cm lik bir mesafe ölçmeyi hedefleyebilirsiniz. Ama farkettiyseniz bu ölçülerde bir belirsizlik / standart eksikliği var... Ayak / Adım dediğimiz ölçüler herkes için aynı değil...
- Peki hangi adım - kimin ayağı ?
İşte Roma'nın en güçlü olduğu dönemde çok akıllı bir mühendis / asker, birçok konuda olduğu gibi bu duruma da bir standart getirdi ve ayak ölçüsü olarak bizzat kendi ayağını birim ölçü alarak Roma Devletinin ölçü sistemini standardize etti.
Bu kadim ayak ölçüsü Marcus Vipsanius Agrippa’nın kendi sağ ayağı idi...

Tabula Peutingeriana‘nın yeniden ortaya çıkışı

konrad peutinger web 400Konrad Peutinger (1465 – 1547)Konrad Peutinger (1465 – 1547)Ortaçağda çizilen bu son kopya, bir manastır kütüphanesinin tozlu ve kurtlu rafları arasında 1494 yılında Conrad Celtes adında Alman bir Rönesanas araştırmacısı / hümanist – şair tarafından keşfediliyor. Adamcağız aslında ne keşfettiğinin tam da farkında değil herhalde ki kendi ölümüne kadar kimseye bahsetmiyor. Conrad’ın ölümünden sonra ( miras yolu ile mi yoksa bir çeşit müzayede satışı ile mi orası net değil ! ama ) 1508 de haritayı ele geçiren antikacı Konrad Peutinger (1465 – 1547) işin önemini hemen kavrıyor.

16.yy da modern kopyaları yapılan harita onun adı ile :  Tabula Peutingerianae olarak meşhur oluyor; 1598 de Almanya’da 1591 ve 1652 yıllarında Hollanda’da kopyaları basılıyor. Sonraki yıllarda, bazıları günümüze kadar ulaşan birçok baskısı, bölümler halinde veya tam olarak yapılıyor. 1911 yılında ise özel bir çalışma ile, kayıp olan- hiç bulunamamış 12. Pafta ( İngiltere-Galler  ve İspanya bölümü )  ekleniyor.

Orijinal çizim harita ise 1714 yılına kadar Peutinger ailesinde kalıyor ve birkaç kez el değiştirdikten sonra Savoy hanedanı Prensi Eugen’in (1663-1736) eline geçiyor. Onun da ölümünden sonra Habsburg hanedanı tarafından alınarak Viyana’daki kraliyet kütüphanesine bağışlanıyor… Günümüzde de halen Viyana’da, bu kurumda “Österreichische Nationalbibliothek, Hofburg” koruma altında. 2007 yılında ise Unesco kültürel varlıklar listesine alınıyor.

 

 

Bu kategoriden diğerleri (önceki-sonraki makaleler): « Müneccimsiz, Muvakkitsiz Şeb-i Yelda Keşkül-ü Fukara »
Yorum eklemek için giriş yapın

E-Bülten Aboneliği

ÜYE GİRİŞİ

Güncel Etkinlikler

Etkinlik yok

res severa verum gaudium