Salı, 22 Kasım 2016 01:24

Keşkül-ü Fukara

 

keskul sergi vitrin crop web low

Dervişlerin çoğunlukla omuzlarına/ boyunlarına astığı kayık biçimli kaplara derviş keşkülü (derviş çanağı) veya keşkül-ü fukara denir. Tasavvuf düşüncesinin gündelik hayata yansımaları arasında karşımıza çıkan ilginç objelerden birisidir. Tarikat erbabının kullandığı kendine has eşyalardan birisi olan fukara keşkülü’nün hikayesi de kendisi kadar ilginç.

Dervişler ve dilenciler tarafından kullanılan, hindistancevizi veya abanozdan yapılmış olan bu çanaklar, beyzî (oval) bir kap şeklindedir ve bir zincir ile omuza asılır. Omuz dışında boyuna asılarak, kemere takılarak da kullanıldığını kaynaklardaki derviş resimlerinde görülmektedir. Dervişler topladıkları sadakayı veya kendilerine verilen gıdayı bunun içine koyarlarmış.

Özel formu ve içe dönük oyulan kenarları sayesinde içine konulan sıvı – katı herşeyi kolayca taşınmasını sağlayan keşküller, sıklıkla birer sanat eseri gibi bezenmiştir. Kenarlarında ayetli yazı bordürleri yada geometrik formlar içerisinde bitkisel düzenlemeler, insan ve hayvan figürleri bulunur; bazen de sedef, altın, gümüş gibi malzemeler kullanılarak, kabartma, kazıma, oyma, kakma teknikleriyle bezenmiştir.

keskul sergi vitrin2 web low

 

Kelimenin etimolojisi Farsça ve Arapçaya uzanıyor. Keşkül, Farsçada “çanak” anlamında kullanılıyor, taşımak, götürmek anlamında “keshidan” fiili ile omuz anlamında “kul” kelimeleri birleşerek oluşturulmuş... Arapçadan gelen fukara ise yoksul = fakir kelimesinin çoğulu. Burada, fakir olma durumunun, maddi olarak zengin olmayan, malı-mülkü olmayan anlamında olmayıp - sufizim bakışı ile - kişinin fani olduğu, dünya malına sahip olmakla ilgilenmediğini, herşeyin sahibinin Tanrı olduğunu kavrayıp sadece Allah’a ihtiyacı olduğunu gördüğü anlamındadır.

Eğitimde “nefs terbiyesi” için dilencilik yapılması sık görülen bir uygulamadır; dervişlerin tasavvufi olgunluklarını geliştirmeye yönelik “insani kibir”i yok etme amaçlı bir tasavvufi eğitim yöntemi olarak uygulanmıştır. Keşkül, Anadolu’da çoğunlukla Abdal, kalenderi veya bektaşi dervişleri tarafından kullanılmıştır. Mevlevilikte dilenmek ve sadaka istemek genelde hoş görülmese de özellikle gezgin mevlevi dervişlerinin keşkül kullandığı bilinir.

 

 

Keşkül kaplarının sıklıkla abanoz ağacından yapıldığı görülür ancak en özgün olanları deniz hindistancevizi’nden yapılanlarıdır (ayrıca, seramik, demir, bakır olanlar da vardır). Sözü edilen orijinal keşküller Türkçe’de Seyşel Cevizi de denilen bir tür palmiye ağacının tohumundan yapılıyor aslında. Adına İngilizce “Sea Coconut”, Fransızca “Coco de Mer”, Osmanlıcada ise “Narcil-i Behri” denilen bu özel ağaç dünyada sadece bir tek yerde yetişiyor: Hindistan açıklarında bulunan Seyşel adaları bu ilginç ağacın anayurdu.

 
coco del mer lodoicea maldivica web low
keskul coco del mer orjinal meyva web low
 

Lodoicea maldivica adındaki bu tür Praslin ve Curieuse adalarında yetişen endemik bir palmiye türü ve çok uzun yaşayan, boyları 30 metreye ulaşan bu palmiyelerin dev meyveleri ve tohumları keşkül yapımında kullanılıyor. Coco De Mer ağacı ile ilgili ilginç bir bilgi de bu ağacın “ikievcikli” olmasıdır; yani bu ağacın dişisi ve erkeği vardır. Dişi tür ağaca ait olan ve ağırlığı 25 kiloya varan dev meyvelerin içinde çift loplu büyük bir tohum vardır. İşte bu sert tohumun şekline sadık kalarak içi oyulup keşkül kabı yapılır.

keskul tatli web 400 low

Gelelim aynı isimle anılan leziz osmanlı tatlısı keşkül’e… Tatlının eski adı da Keşkül-ü Fukara

Rivayete göre Osmanlı döneminde dervişler ve bazen de tedbil-i kıyafet gezen Kadı’lar halkın içine karışıp dilencilik yaparak topladıkları paraları dergahlara ve imâretlere bağışlarmış, işte bu paralar ile de keşkül tatlısı yapılıp fakir halka dağıtıldığı söylenir.

Hepimizin bildiği süt, şeker, pirinç unu, nişasta veya patates unu ile yapılan bir çeşit muhallebinin en lezziz yanı içine dövülmüş badem katılması… Osmanlı döneminde kolay yapımı ve besleyici olması nedeniyle sıklıkla aşevlerinde yapılıp dağıtılırmış.

 

Bu kategoriden diğerleri (önceki-sonraki makaleler): « Tabula Peutingeriana - Roma döneminde bir Google Maps ve Navigator olsaydı ?
Yorum yapmak için oturum açın